HOŞGELDİNİZ...

Entegre pazarlama iletişimi, pazarlama, reklam, halkla ilişkiler, marka, grafik tasarım, web tasarımı ve kişisel gelişim üzerine derlediğim yazılardan, görsellerden ve videolardan oluşan arşivimi bir kaynak olarak paylaşmak, yazılarınızla geliştirmek, yorumlarınızla zenginleştirmek istiyorum.

En iyi dileklerimle...

Tüm haberler yazarlarına aittir. Sadece bilgi amaçlı kullanılması ve haber yollarken kaynak bildirilmesi rica olunur.

HS EPI 'de Ara

21 Ağustos 2015 Cuma

TONBIG EKMEK - Branding 2012

Dosyayı incelemek için lütfen:



12 Ağustos 2015 Çarşamba

DOREUN -Wheat Flour

DoreUn bünyesinde 2010-15 arasındaki "Branding" çalışmalarımdan bazı örnekler...



Dosyayı incelemek için lütfen:

BEHANCE     -     FACEBOOK

26 Temmuz 2015 Pazar

LOS AMIGOS - LATIN ORCHESTRA CUBA


Dosyayı incelemek için lütfen

BEHANCE     -     FACEBOOK



23 Temmuz 2015 Perşembe

JADE'S ACCESSORIES MARKA TASARIMI


Dosyayı incelemek için lütfen:

BEHANCE     -     FACEBOOK




23 Ağustos 2010 Pazartesi

Bir markaya isim vermek...


Kaynak: Murat Şaylan

İster büyük bir kurum olsun ister küçük bir mağaza, ister bir hızlı tüketim ürünü olsun ister bir ara mal, ister bir fabrika olsun ister bir hizmet firması, ister bina olsun ister proje, ister film olsun ister kitap, ister yarışma olsun ister web alanı, bir ticari varlığa isim vermek hiç kolay değildir ve kolay da olmamalıdır.

Ticari varlıklarımıza/değerlere isim verirken genellikle çok düşünmeyiz. Halbuki markalaşmak, sürekli büyümek ve yüzyıllara meydan okuyan bir değer yaratmak istiyorsanız, isim seçerken çok iyi düşünmeniz ve karar vermeniz gerekir.

“Alabileceğiniz en önemli pazarlama kararı, bir ürüne ne ad vereceğinizdir”
Jack Trout

Her marka, ilgi görmek, hatırda kalmak, bilinir olmak, müşterinin ilk tercihi olmak için yola çıkar. İyi bir marka ismi bulmak, markalaşmanın en önemli parçalarından biridir. Doğru marka ismi sizi rakipleriniz karşısında maça 1-0 önde başlamanızı sağlar.

“İyi bir marka ismi nasıl olmalıdır?” sorusunun literatürdeki cevaplarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

• Telaffuzu kolay olmalı, kulağa hoş gelmeli, kolay anlaşılır olmalı, sesli ve sessiz harflerin yan yana gelmesinden oluşmalı, yazılması kolay olmalı.
• Bellekte kolaylıkla yer edinebilecek ilginçlikte olmalı, çarpıcı ve dikkat çekici olmalı
• Rakiplerin adlarına benzememeli. Başka sektörden adlara da benzememeli. Nadir olmalı
• Türkçe karakterler içermemeli, az heceli olmalı
• Hiçbir dilde kötü ve ters anlam içermemeli
• Negatif olmamalı
• Tescili ve alan adı müsait olmalı
• Ürünün yararlarını öne süren bir içeriğe veya anlama sahip olmalı, ürünün niteliklerini düşündürmeli, hedef kitlede doğru çağrışım yapmalıdır.
• Hedef kitlenin değer yargılarına ters düşmemelidir.
• Kategori ile ilgili olmalı, yapılan işle uyumlu olmalı
• Yarar içermeli

“Kötü bir isim, kötü bir algıyı beraberinde getirir”
Al Ries

Piyasadaki markaları yukarıdaki kriterlere göre puanlandıracak olsak bir çoğu sınıfta kalırdı. Elbette, sınıfta kalanların bazılarının bilinirlikte ve satışta başarılı olduklarını görürdük. Bu başarı için çok bedel (sermaye, emek, zaman vb…) ödediklerini de tahmin edebilirsiniz. Doğru marka ismi sizi hedeflerinize daha kolay ulaştıracaktır.

Doğru ismi bulmak için, bilinçli firmalar şirket içinde çalışma grupları oluşturmaktadır. Reklam ve halkla ilişkiler ajanslarını çalıştırmaktadırlar. Interbrand, Landor gibi Branding (kurumsal kimlik) ajanslarını tutmaktadırlar. Marka tescil firmalarından öneriler istemektedirler. Marka danışmanlarının görüşlerini almaktadırlar.

Bazı firmalar isim önerileri bulmak için çalışanların veya müşterilerin veya halkın katıldığı yarışmalar düzenlemektedir.

İsim önerileri getiren yazılımlar bile mevcuttur. Söz konusu yazılımlara gerekli bilgileri girdiğinizde bir tuşa basarak binlerce isim önerisi alabilmektesiniz. Bu tip yazılımlar marka tescil şirketlerinde mevcuttur.

Doğru marka ismi binlerce öneri sayesinde veya ilhamla değil, çok aşamalı ve yaratıcı çalışma süreci sonunda bulunabilir. Kurucusu olduğum danışmanlık firması Referans Noktası (www.referansnoktasi.com), isim bulma konusunda da müşterilerine hizmet vermektedir. İsim bulma çalışması yaparken aşağıdaki aşamaları kat ederek yol almanızı tavsiye ediyoruz.

Birinci Aşama
Öncelikle isim vereceğiniz ticari değerin; tanımı, müşteriye sunduğu faydası, vizyonu, hedef kitlesi, konumlandırması, kişiliği nedir, net bir şekilde belirleyin. İsim verilecek şeyi (firma, ürün, hizmet...) enine boyuna inceleyin. Fiziksel ve duygusal içeriğini araştırın. Müşterilere ne sattığınızı, ne sunduğunuzu, nasıl faydalı olduğunuzu tekrar tekrar düşünün. Varlık sebebinizi netleştirin.

“Her marka ismi; fonetik yapısı, anlamı ve çağrışımlarıyla markanın kimliğini ve tüm değerlerini temsil eder/etmelidir. Bu nedenle marka isim seçimi, markalaşma serüveninin ilk stratejik adımlarından biridir. Öyle ki, markanızı konumlandırmadan önce verdiğiniz bir marka ismi, konumlandırma stratejinizi belirleyebilecek, sınırlandırabilecek kadar önemli rol oynar. Yine, yeniden konumlandırma (re-positioning) süreçlerinde de isimden bağımsız hareket edemezsiniz.”
Selim Tuncer

İkinci Aşama
Markaya isim vermeden önce gelecekteki marka mimarinizin şemasını çıkarın. İleride hangi ürünleri üretebilirsiniz, hangi firmaları kurabilirsiniz? Onlara başka bir ad mı vereceksiniz? Alt ürünleriniz/modelleriniz olacak mı? Başka segmentler için de marka yaratacak mısınız? Gelecekte kuracağınız şirketlerin adları ne olabilir? Holdinginize ne ad verirdiniz? Tüm bu ve benzeri sorulara cevaplar üretmeden isim bulmaya kalkışmayın.

Üçüncü Aşama
İsim önerileri bulmadan önce yapmanız gerekenler.
• İsim bulmaya çalışmadan önce direkt ve endirekt rakiplerinizin listesini çıkarın. Bu rakiplerin alt, üst ve yan markalarının listesini de çıkarmayı unutmayın.
• İşinizi tanımlayan kelimeler, kavramlar, söylemler, sloganlar bulun. İşinizle alakalı terimler, kelimeler, kavramlar, cümleler bulun.
• Bunları bir tahtaya yazın veya post-it’lere yazarak duvara yapıştırın.

Dördüncü Aşama
Şimdi isim önerilerininiz liste halinde sıralayın. Hiçbir önerinizi elemeden yazın. Öneriler üzerinde tekrar düşünün ve yeni öneriler bulun. İsim önerileri için şu kaynaklardan yararlanın; İnternete bağlı bilgisayar, Ansiklopedi, Dil Sözlükleri (Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince), Mitoloji Sözlüğü, Deyimler sözlüğü, Atasözleri sözlüğü, Kavram sözlükleri… Başkalarından isim önerileri isteyin. (Onlara brief vermeyi unutmayın. Önerileri elemeden yazın)

Önemli Not: İsim önerileri listesi oluşturma işini beyin fırtınası, beyin haritalama, yarışma, anket gibi yöntemlerle de yapılabilirsiniz.

Beşinci Aşama
Yüzlerce öneri içeren listeyi harf sırasına göre sıralayın. Rakiplerinizi çok andıranları eleyin. Uluslar arası uygunluğu olmayanları eleyin. Kalan isim alternatiflerinden fonetik, semantik ve tipografik açılardan uygun olmayanları eleyin. (Marka adının ses özellikleri, anlam özellikleri ve yazıya dönüştüğündeki görünüm özellikleri önemlidir.) Fonetik eleme için isim önerilerini yüksek sesle okuyun. Kulağa hoş gelmeyenleri, telaffuzu zor olanları eleyin. 4 heceden fazla olanları eleyin. Semantik eleme için sözlük ve Google kullanın. Anlamı olumsuz ve argo olanları ve işin özünden uzak isimleri eleyin. Tipografik eleme için logo yapımına uygun olup olmadığına bakın. Yan yana 3 ve daha fazla sessiz harf veya sesli harf içerenleri eleyin. Şimdi short-list’iniz hazır. (En az 20 isim önerisi içermelidir)

Önemli Not: Beğenmediklerinizi veya çok farklı bulduklarınızı elemeyin. Bekleyin.

Altıncı Aşama
Kısa listedeki isimlerin tescil durumlarını araştırın. (Bu araştırma için www.turkpatent.gov.tr sitesini kullanabilirsiniz) Tescilli olanları eleyin. Kalanların alan adlarını araştırın. (.com, .com.tr, .net veya .biz adreslerinden en az biri boş olanlar kalsın, diğerlerini eleyin.) Elinizde en az 5 isim kalmış olmalı.

Önemli Not: 5 isimden daha az kaldıysa, dördüncü aşamaya geri dönün ve yeni isim önerileri bulun.

Yedinci Aşama
Bu 5 isim için etrafınızın (yaklaşık 20 kişinin) görüşünü alın ve isim önerilerinizi 3’e indirin. Bu kişiler arasında üst düzey yöneticileriniz de olsun. Anket veya beyin fırtınası yöntemini kullanabilirsiniz.

Önemli Not: Görüşünü aldığınız kişilere elenen isimlerin listesini de (eleme nedenlerinin de yazılı olduğu) vermenizde fayda var.

Sekizinci Aşama
3 alternatiften birini seçmek için hedef kitlenizin görüşünü alın. Bunun için araştırma şirketi kullanın. Veya siz karar verin.

Önemli Not: Bir marka adı, pazar ve müşteri araştırmaları sonucunda netleştirilmelidir.

(Siz de bu aşamaların hakkını verirseniz iyi bir isim bulabileceğinizden emin olabilirsiniz.)


Günümüzde bir numaralı sorun, ticari varlığınız için kullanabileceğiniz bir adın var olup olmadığıdır. Yeryüzündeki şirket sayısı 200 milyon, tescilli marka sayısı 40 milyonun üzerindedir. Sizin aklınıza gelen bir isimin başka bir girişimci tarafından kullanılıyor olması ihtimali çok yüksektir. Standart bir sözlüğün sözcük sayısı yaklaşık 100 bindir. Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Latince sözlüklerini üst üste koysanız size 1 milyon kelime ancak sunar. Ki bu sözlüklere sizden önce bakıp bu 1 milyon kelimeyi kullanan epey bir girişimci olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Genelde girişimciler bir markaya isim verirken kendi soyadlarını kullanmayı severler. Şirket ve marka isimlerine aile isimlerinin verilmesi sadece Türkiye’de değil, bütün dünyadaki aile yönetimi ağırlığı olan şirketlerde görülmektedir. Örnek: Disney, Toyota, HP (Hewlett-Packard), Benetton, Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Doğan

Bana sorarsanız, asla hiçbir ürününüze ve/veya hizmetinize aile adınızı vermeyin. Bu markalama stratejisi sayesinde, söz konusu şirketlerden birini sattığınızda veya kapadığınızda elinizde kalan şirketleri/markaları olumsuz etkileme ihtimalini ortadan kaldırmış olursunuz. Üstelik aile adını verdiğiniz markayı gelecekte iyi fiyata satamayacağınızı unutmayın.

İlk şirkete aile adını vermeniz durumunda dahi, sonradan kurduğunuz şirketlerin adını farklı koymanız daha doğrudur. Tüm şirketleri bir arada toplayan ana şirket (holding) oluşturmaya karar verdiğinizde aile adınızı kullanabilirsiniz. Bu durumda aile adına sahip şirketlerin adlarını değiştirmeniz daha uygun olacaktır.

Birden fazla iş kolunda şirkete sahip olmayı amaçlayan bilinçli iş adamları genellikle soyadlarını kurdukları şirketlere ve ürünlere vermezler. Böylece aynı markaya sahip bir sürü şirket ve ürün ortaya çıkmamış olur. Soyadlarını ileride kuracakları “Holding” benzeri ana şirkete saklarlar.

Farklı alanlardaki şirketler için birbirinden farklı isimler bulmak Marka Mimarisi açısından uzun vadede daha doğru bir markalama stratejisidir.

İsim vermek için sözlükleri kullanamıyorsak, soyadımızı kullanamıyorsak, markalar için sözcük bulamaz hale gelmemiz uzak değildir, diye düşünüyor olabilirsiniz. Merak etmeyin. Yaratıcı düşünce isim bulma zorluğunun da üstesinden kolayca gelebilmektedir.

Ne mutlu doğru ismi bulabilene!

Dünyanın Markaları, Logoları ve Öyküleri...

Pek çok markanın logolarının öyküsü. İlk tasarımlarından bugüne değişimi. Güzel bir blog çalışması olmuş...

Kurum Markası mı? Yoksa Ürün Markası mı?


Yazan: Belgin Usanmaz Kaynak: www.halklailiskiler.com.tr

Marka Yönetiminde en sık tartışılan konulardan bir tanesi de markanın ne olduğudur. Yani bir ürün grubuna verilen isim mi? Bir şirket ismi mi? Yoksa tek bir ürünün ismi mi? olduğudur. Sizlerin de tahmin edebileceği gibi bu sorunun tek bir doğru yanıtı bulunmamaktadır.

Bazı firmalar, sahip oldukları tek bir kurum markası altında birleşmeyi reddederken, birçoğu da bunu başarabilmek için yani tüm markaları bir kurum markası altında birleştirebilmek için yoğun çaba harcamaktadır. Örneğin Unilever ve P&G gibi firmalar her markasına ayrı bir isim verir ve markalarını bağımsız bir marka olarak yönetirler. Tüketicilerin büyük bir çoğunluğu Ariel, Alo ve Tide’ın P&G ve Omo ve Rinso’nun ise Unilever’in markaları olduğunu bilmezler. Bunun en önemli sebebi ise firmaların her markanın iletişimini diğerlerinden bağımsız ve özgürce yapmasına izin vermesi, kurum kimliğini hiçbir iletişim aktivitesinde ön plana çıkartmamasıdır.

Öte yandan birçok firma Unilever ve P&G’nin tersine kurum markalarından iletişimde özellikle yararlandığını görüyoruz. Örneğin Koç, sahibi olduğu bir çok markanın reklamlarında kendi logosunu kullanır. Arçelik, Beko , Tat ve daha birçok markanın reklamlarında Koç logosunun dikkat çekici bir şekilde kullanıldığını kolayca fark ederiz. Burada amaç tüm bu markaların tek bir sahibi olduğunu göstermek ve Koç prestijini, güvenirliliğini tüm markalara taşımaktadır.

Günümüzde kurum markaları ile ilgili olarak tartışılan bir başka konu da “özel markalı” ürünlerdir. Günümüzde birçok perakendeci kendi perakende zincirlerinde satılmak üzere özel markalı ürünler çıkartmışlardır. Örneğin Carrefour marketlerinde “ Carrefour” markası ile peynir, yoğurt ve daha birçok ürün satılmaktadır. Özellikle İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkelerinde özel markalı ürünlerin payı % 30’lara ulaşmış ve bu ürünler birçok üretici markasını tehdit eder duruma gelmiştir. Yapılan araştırmalarda özel markalı ürünlerin güvenirliliklerinin büyük ölçüde perakendecinin güvenirliliği ve algılanan kalitesi ile orantılı olduğu ortaya çıkmıştır.
Bu açıdan bakıldığında firmalar, kurum kimliklerini öne çıkartarak “firmanın farkındalığını arttırır, güvenirlilik sağlar ve rakipler karşısında firmayı daha avantajlı hale “getirir. Kurum kimliğini öne çıkartmanın firmaya sağladığı bir başka avantaj da firmanın müşterileri, tedarikçileri, hisse sahipleri, genel kamuoyu ile olan ilişkilerini düzenlerken ortaya çıkmaktadır. Kurum markası firmayı farklı alanlarda en ucuz yolla tutarlı bir şekilde tanıtılmasını sağlar ve bilinirliliğini arttırır. Ayrıca birçok farklı alana istenen mesajın tek, tanımlı ve kontrollü olarak iletilmesini kolaylaştırır.

Kurum markasının markaya sağladığı bir başka fayda ise, yeni markaya ürün oluşturmada karşımıza çıkmaktadır. Tüketici bildiği ve güvendiği bir kurumun çıkarttığı yeni alt markalara ya da ürünlere olumlu yaklaşır. Örneğin “Piyale” makarnayı kullanan ve memnun olan bir tüketici un almak üzere rafa gidip Piyale markasını gördüğünde bu markaya karşı olumlu duygular hissedecektir. Oysa Piyale unu başka bir marka ile çıkarsa tüketicinin bu yeni markanın farkına varması ve onu satın alması çok daha fazla yatırım getirebilir.

Kurum kimliğinin öne çıkmasının diğer bir avantajı da markayı, kuruma daha sıkı bağlarla bağlaması ve başka markalar tarafından satın alınmasına engel oluşturmasıdır. Örneğin, tüketici Arçelik markasının arkasında Koç’un olduğunu bilir. Bu Arçelik markasını satın almak isteyen bir kurum için ciddi bir engel oluşturmaktadır. Herhangi bir kuruluş Arçelik’i satın alsa bile, tüketicinin gözünde onu Koç markası olmaktan çıkarıp kendi kimliğini yerleştirmek çok uzun zaman alır ve maddi /manevi çok fazla emek gerektirir.
Birçok firma ise kurum kimliğini her markasında değil sadece belirli markalarında öne çıkarmayı tercih etmektedir. Örneğin Ülker, “Bizim ve İçim” markalarını ön plana çıkartmayı tercih etmesine karşın “Halk” markasında bundan kaçınmaktadır. Bunun başlıca sebebi Halk’ın diğer Ülker markalarından farklı olarak “ucuz” olma özelliğini ön plana çıkarması ve rekabet stratejisini “ucuz” olmak üzere kurmasından kaynaklanmaktadır.

Bu ve buna benzer birçok örneklendirme ile firmaların, kurum markasını mı yoksa ürün markasını mı ön plana çıkaracak stratejiler geliştirdiğini ve marka bilinirliliğini, sadakatini arttıracak ne tür faaliyet içinde olduğunu gözlemlemek mümkün.
Kısacası Kurumsallaşmış şirketlerde ”kurumun desteğini alan ürün markası” henüz kurumsallaşmış firmalarda ise öncelikle “ürün markası”nın ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

Ve Diyebiliriz ki “Firmalar hızla yeni ürünler çıkarıp, yeni marka yaratırlarsa kurum markası olma yönünde ilerleyebilirler.”

LOGORAMA

Markalar amblemler ve logolar kullanılarak oluşturulmuş harika bir animasyon!...

Logorama from Marc Altshuler - Human Music onVimeo


6 Ocak 2009 Salı

Dünyanın En Değerli 100 Markası

Millward Brown adlı danışmanlık kuruluşunca yayınlanan "Dünyanın En Değerli 100 Markası" Sıralaması'na (Branz) göre, Google, 2006 yılında General Electric'i geçerek dünyanın en değerli markası haline geldi. Google'nin değerinin, 2005 yılına göre yüzde 77 artarak 66.3 milyar dolara çıktığı hesaplanıyor.

Branz listesinde General Electric, 61.8 milyar dolar ikinci olurken Microsoft 54.9 milyar dolar ile üçüncü sırada bulunuyor.

Coca Cola'nın 44.1 milyar dolar değeri ile dördüncü olduğu listenin ilk 10 basamaklarına China Mobile (5.), Marlboro (6.) ve dünyanın en büyük süpermarket zinciri Wal-Mart (7.) de girdi. Dünyanın en değerli 10 markası arasında ayrıca Citi, IBM ve Toyota da bulunuyor.

Millward Brand raporuna göre, China Mobine'ye 41.2 milyar, Marlboro'ya 39.1 milyar, Wal-Mart'a ise 36.8 milyar dolarlık değer biçiliyor. Citi'nin marka değeri 33.7 milyar dolar iken, IBM'nin 33.5 milyar, Toyota'nın ise, 33.4 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Öte yandan, Avrupa'nın en değerli üç markasının, sırasıyla Nokia, BMW ve Louis Vuitton olduğu bildirildi. ABD'nin en değerli üç markası ise, Google, General Electric ve Microsoft olarak sıralandı.

Branz listesi, finansal veriler ve bir milyon müşterinin görüşleri dikkate alınarak belirlendi.

22 Temmuz 2007 Pazar

Gerilla Reklam Türüne Güzel Bir Örnek


People in Need Vakfının Yardım/Bağış Kampanyası

Hedef kitleyi bu kadar iyi yakalayan, onları eleştirdiği halde (bana göre çok zarif bir hiciv var bu görsellerde) bağış yapmaya yöneltebilecek çok başarılı bir kampanya bence.
Aynı zamanda dünya ne hale geldi, ibret tablosu...







Pazarlama Açısından Sosyal Sınıf Kavramı


Yazan: Mustafa Duran


Müşteriler değerli, mallarsa yalnızca ottur.” Çin Atasözü


Hedef kitlenin tutum ve davranışlarının belirlenmesinde sosyal sınıfın etkisi büyüktür. Pazarlama açısından sosyal sınıflar, tüketim davranışı ve tutumları için danışma grubu işlevini yerine getirmektedir.


Sosyal sınıf, Aynı toplumsal saygınlığa sahip, birbiriyle sıkı ilişkileri olan ve davranışsal beklentileri benzer olan kişilerin oluşturduğu bir sosyal yapıdır şeklinde tanımlanmaktadır.


Sosyal sınıf, sosyal hiyerarşi içinde kişilerin derecelendirilmesi işlemi olup hiyerarşik bir özelliğe sahiptir. Bu özellikten dolayı da, aynı sınıftaki üyeler hemen hemen aynı statüye sahip olurken, diğer sınıfın üyeleri ya daha fazla ya da daha az statüye sahip olmaktadır.


Sosyal sınıf, hedef kitle tutum ve davranışlarını etkileyen grupsal faktörler içersinde belki de en fazla üzerinde durulması gerekendir. Toplumsal yapının bazı sosyal grup ve tabakalarla da örüldüğü dikkate alınırsa, sosyal sınıfın bu grup ve tabakalardan nispeten bazı özellikler itibariyle benzer olanlardan oluştuğu söylenebilir.


Yazının devamı için başlığını tıklayınız.

Pazarlama ve Pazarlama İletişiminde Konumlandırmanın Stratejik Rolü


Yazan: Alper Menteşoğlu


Ürün veya hizmet üretildikten sonra, “Ürün nasıl pazarlanacak?” sorusu akla gelir ve bu soruyu “Nereden başlamalı?” sorusu takip eder. Konumlandırmayı, pazarlama ve pazarlama iletişimi çalışmalarının, -hedef kitle belirlendikten sonra- ikinci safhası olarak tanımlamak pek de yanlış olmayacaktır. Ürünün nasıl bir kimliği olacağı, hedef kitlesine nasıl ve hangi ortamlarda sunulacağının belirlenmesinde konumlandırmanın stratejik bir rolü bulunmaktadır.

Tüm bu hususlara değinmeden önce konumlandırmanın tanımını yapmak, konumlandırmanın iletişim stratejilerinde niçin temel taşlardan biri olduğunun anlaşılması açısından önemlidir. Çok geniş anlamı ile ürün konumlandırma, ürüne pazarda kişilik kazandırma olarak bilinir. Bir ürünü tüketicinin zihninde rakiplerinden ayıran özelliklerini algılaması olarak da düşünülebilir. Ürünün kişiliği olarak düşünüldüğünde, tüketicinin zaman içerisinde ürünle ilgili algılamaları sonucu ortaya çıkan imajdır. İşletmelerin, ürünlerini rakiplerinkinden farklılaştırarak tüketicinin zihninde özel bir konuma getirmektir

Yazının devamı için başlığını tıklatınız...

15 Temmuz 2007 Pazar

Pazarlama Planı Oluşturma

İyi bir pazarlama planı, varolan müşterilerinizle bağlantı kurma ve yenilerini çekme yönteminizi şekillendirebilir. Hedeflemeniz gereken müşteri türlerini, onlara nasıl ulaşılacağını ve nelerin işi artırmayı sağladığını öğrenmek için sonuçların nasıl izleneceğini belirlemenize de yardımcı olabilir.

Bir pazarlama planınız yoksa oluşturmak zor değildir. Başarılı bir pazarlama planının karmaşık veya uzun olması gerekmez, ancak pazarlama çabalarınızı oluşturmanıza, yönetmenize ve eşgüdümlü hale getirmenize yardımcı olacak yeterli bilgiyi içermelidir.

Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

27 Mart 2007 Salı

Duygusal Zekâ Hakkındaki Çıplak Gerçek

Yazar: Margaret Altman

Hande geçtiğimiz gün ofise geldiğinde, kendini gayet iyi hissediyordu. Bütün neşesi, patronunun, daha önce yazdırdığı bir mektubun ilk taslağındaki basit bir dizgi hatasına aşırı sinirlenmesiyle yok oluverdi. Kızgın patron, yüzü kıpkırmızı olmuş halde, mektubu Hande’nin masasının üzerine fırlattı ve şöyle dedi: “Bu ne kepazelik Hande? Bu müşterinin ne kadar önemli olduğunun farkında değil misin? Böyle bir dikkatsizliğin yazışmalarımda olmasına izin veremem ve sen bunu biliyorsun!”

Büyük bir umutsuzluğa kapılan Hande, iskemlesini geriye itti, ayağa kalktı ve gözyaşları içinde ofisi terk etti. Kendini tamamen korumasız ve saldırıya uğramış hissetti. Kızgınlık ve diğer çalışanların önünde aşağılanmış olmanın acısı, tüm benliğini sardı.
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

Bir Maniniz Yoksa, İnternet Bakmaya Gelecektik…

Yazar: Gökhan Demirtaş

İnternet kavramının Türkiye’de emeklemeye başladığı yıldı 1995. Herkes için bilinmez, muamma bir dünyaydı o zamanlar İnternet. Siyah-beyaz televizyon piyasaya çıktığında bu aleti satın alma imkanı olan birinin evinde toplanılıp birlikte televizyon seyredilmesine benzer bir ilgiyle karşılandı. Biz hevesli genç üniversite öğrencileri ise İnternet’in hemen her imkanından faydalanmak istiyorduk. Hızlı öğreniyor; daldan dala konuyor; bulduğumuz her bilgi kaynağına saldırıyorduk. Ucu bucağı olmayan bu devasa mecradan sıkılmak mümkün müydü? Üniversitedeki branşımızla alakalı olsun olmasın, gelecekte İnternet ile ilgili bir meslek edinmenin hayalini kuruyorduk; çünkü yeni, bilinmeyen ve prestijli bir dünyaydı İnternet Türkiye için.

Öyle de oldu. Birlikte mühendislik okuduğum arkadaşlarımın çoğu ve ben, büyük ölçüde İnternet ile ilgili mesleklere sahip olduk. Kimimiz network mühendisi, kimimiz güvenlik uzmanı, kimimiz programcı, kimimiz Web tasarımcısı, kimimiz teknik destek elemanı olduk. Sokaktaki vatandaşa hiçbir şey ifade etmeyen, elle tutulup gözle görülmeyen küçük ayrıntılar, bit’ler, byte’lar, kodlar ve pikseller arasında didinip durduk. İnsanların ziyaret edip vakit harcadıkları Web siteleri hazırladık; bankalar ve mağazalar için online alışveriş ve hesap yönetimi sistemleri inşa ettik; siteleri “hacker” saldırılarından koruduk; özel bilgilerin güvenliğini sağladık. Elektrik, makine, inşaat ya da matematik mühendisi olan genç insanlar, daha yeni tanıdıkları bu devasa dünyanın bir parçası olarak buldular kendilerini...
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

Reklâmcının Yol Haritası: Riski Yönet, Maksimum Sonuç Al


Yazar: Jeff Propper

Aklı başında her finansal yatırımcının bildiği gibi, riski yönetmek, başarı için şarttır. Reklâmcılıkta ve pazarlamada da risk yönetimi eşit derecede önemli rol oynar. Söz konusu disiplinlerin stratejik ve yaratıcı kısımlarına dahil olanlara, birbirleriyle daha yakın çalışma, başarısız olmaya mahkum fikirleri hemen bir kenara atma ve hedeflerine tam erişim sağlayacak güçlü ve etkili bir iletişim kurma konularında yardımcı olur.

Reklâmcılıkta ve pazarlamada riski yönetmenin bir yolu, denenmiş ve doğru olan “metodoloji”yi kabul etmektir. Bu yaklaşım, sizden öncekilerin başarılarından (ve hatalarından) ders almanızı sağlar. Aşağıda, ilkeleriyle bana büyük yardımı dokunan, bu tarz başarılı bir metodoloji yer alıyor. Söz konusu ilkelerin sizin de işinize yarayacağını umuyorum.
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

19 Mart 2007 Pazartesi

E-Ticarette Başarının Sırrı


Yazar: Eda Torcu
Kaynak: Patricia B. Seybold ve Ronnit Marshak, Customers.com


Başarılı e-ticaret çözümlerinin sırrı nedir? Neden birçok İnternet tabanlı proje hüsranla sonuçlandı? E-ticaretten kim para kazandı ve başarısız olanlardan farklı olarak ne yaptı?

Sihirli formül nedir?

Tahmin ettiğiniz gibi, müşterileriniz. Var olan müşterilerinize odaklanın. Talep ve ihtiyaçlarını belirleyin. Onların hayatlarını nasıl kolaylaştırabileceğinizi düşünün. Bundan sonra, potansiyel müşterilerinize odaklanabilirsiniz. Önemli olan, müşterilerinizin sizinle iş yapmalarını kolaylaştırmak.
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

4 Mart 2007 Pazar

12 Adımda Daha Başarılı E-posta Pazarlama


Yazar: Lee Marc Stein


Sayı tesadüfî değil. Burada ima edilen elbette bağımlılıktan kurtulma programları. Alkol, hap ve yiyecek gibi e-posta da “masum” insanlar tarafından suiistimal ediliyor. Çok açık ki, e-postanın kötüye kullanımı aynı vahim sonuçları getirmiyor. 1’den 5’e kadar olan aşamalar, daha çok yalnızca müşteri adayı yaratmaya yönelik. 6’dan 12’ye kadar olan aşamalar ise hem müşteri adaylarına hem de müşterilere (mevcut, aktif olmayan, aktifliğini yitirmek üzere olan) gönderilen e-postalara uygulanıyor.
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...

Ziyaretçilerinizi Ana Sayfadan Sitenin İçine Nasıl Çekersiniz?


Yazar: Nick Usborne

Pek çok Web sitesi ziyaretçisi, önce ana sayfayı açar. Bu ziyaretçilerin çoğu, sitedeki diğer sayfaları görmeden ana sayfadan çıkar. Bu, kötü bir şeydir; çünkü ziyaretçilerinizin bir iki dakikalığına da olsa sitenizin tamamını görmesi için ciddi miktarda harcama yaparsınız.

Aşağıda, ziyaretçilerinizi ana sayfadan diğer sayfalara geçirecek ve onları müşteri olarak kazanma şansınızı artıracak üç yöntem sunuyoruz:
Yazının devamı için başlığını tıklayınız...